Pelitköy’de zeytin ağaçları içinde deniz keyfi…

tarafından yazıldı

Kısa bir ziyaret için Balıkesir’in Burhaniye ilçesine bağlı Pelitköy’e gittim. Arkadaşlarım “Pelitköy nerede, Pelitköy’e nasıl gidilir, konaklama nasıl sağlanır?” şeklinde sorular sorunca bu kısa ziyaretten aklımda kalanları yazmak istedim.

Burhaniye’nin birkaç kilometre ilerisinde yol kenarında bir yatır göreceksiniz. (Bu yatır hakkında ilginç hikayeler var. O hikayeleri merak edenler yazının sonunda bulabilir)  İşte o yatırın olduğu sapaktan içeri 2 kilometre gittiğinizde Pelitköy’e ulaşmış oluyorsunuz.

İstanbul’dan Pelitköy’e birçok firmanın otobüsü var. Yakın gibi düşünülse de İstanbul’dan Pelitköy’e otobüsle gitmek 7-8 saatinizi alıyor. Otobüsler genelde sizi Pelitköy’ün İçmeler sapağında bulunan yatırın önünden indiriyor. Yatırın hemen karşısında sizi 7/24 merkeze götürecek bir taksi durağı mevcut. Taksi durağında birini bulamayabilirsiniz ama durakta yazan telefondan taksiciye ulaşmanız mümkün.

Pelitköy Taksi durağı

Pelitköy Taksi durağı

Zeytin Pınarı” olarak adlandırılan Pelitköy’ün en güzel özelliği doğası hemen hemen bozulmamış olması. “Zeytin Pınarı” adının hakkının verircesine plajları zeytin ağaçlarıyla dolu. Belki başka yerlerde denk gelmişsinizdir ama ben ilk defa zeytin ağaçlarının olduğu bir plajda denize girdim. İsterseniz şemsiye ve şezlong kiralayabileceğiniz beachler de mevcut. Otantik Beach bu imkanı sağlayan güzel mekanlardan biri. Size bangır bangır müzik dinletmek yerine dalgaların sesini dinleme imkanı vererek kafa dinlemenizi de sağlıyorlar.

Pelitkoy Otantik Beach

Pelitkoy Otantik Beach

pelitkoy2

Pelitköy genelde yazlıkçıların tercih ettiği bir tatil beldesi. Ben ziyaret sebebiyle gittiğimden otel aramadım ancak gördüğüm kadarıyla Pelitköy’deki tek otel  “Polat Riva”. Tabi buradaki yazlıklardan da kiralık olanları mevcut. Yazlıkların bulunduğu sitelerin kendi özel iskeleli plajları var. Eğer özel aracınızla gidecekseniz Pelitköy’e yakın oteller de var. Yine Burhaniye’den Pelitköy’e belediye otobüsleri mevcut. Pelitköy’e yakın mesafede olan Ayvalık, Burhaniye ve Edremit’e gelen tatilciler de buraya uğrayabilir.

pelitkoy3

Pelitköy’ün bir güzel yanı da gün batımının güzelliğini yaşatması. Zeytin ağaçları arasında yatarken bu muhteşem gün batımını izleme şansınız da var. Pelitköy’ün denizi taşlı ve çok dalga olursa denizde otlar da oluyor ancak genelde sakin ve kalabalık olmaması tercih edilme sebeplerinden biri. Akşam plajın biraz ilerisinde zeytin ağaçlarının altında mangal yapıp rakı yudumlamak da mümkün. Hem denize girmek, hem doğayla iç içe olmak hem de sakin bir tatil geçirip kafa dinlemek isteyenler için Pelitköy’ü tavsiye ederim.

pelitkoysahil

pelitkoysahil2

pelitkoysahil3

pelitkoysahil4

Pelitköy sapağındaki yeşil yatırın hikayesi

Pelitköy sapağındaki yatırdan bahsetmiştim. Bu yarı da neyin nesi derseniz gazeteci Can Aksın 2 sene önce bir yazıda bu yatırın hikayesine değinmiş. Can Aksın bir arkadaşından bu yatırın yollar yapılırken, ölen bir işçinin mezarı olduğunu duymuş ve bunu Pelitköy’e taşınan bir arkadaşına söylemiş. Arkadaşı ise köylülerin bu mezarı kaldırmak isteyen iş makinelerinin parçalandığını anlattığını söylemiş. Daha sonra Aksın bunu bir bilene sormuş. Hikayeyi Can Aksın’ın yazısından okuyalım;

pelitkoyyatir

Pelitköy’ün meşhur yatırı

…Böyle “uhrevi” konular çekici olur. Ben de bu konuşmayı bizim amatör olta balıkçıları ile konuşurken mekana, Ayvalık’ın en eskilerinden Yakup İçten geldi. Konuşmalarımızı duyunca başladı gülmeye. “İşin aslını ben biliyorum, çünkü babam anlattı” dedi.

Karaağaç’a bir haber gelir; “Pelitköy çatısında (yol ayrımında) iki kişi çatıştı” denir. Karaağaç’ta, 25 yıl aralıksız muhtarlık yapan muhtar ve ihtiyar heyeti hemen yola çıkar. Olay yerine gelirler. Yerde vurulmuş ve ölmüş biri vardır. Muhtar yanaşır, şöyle bir bakar ve “Yahu bu adam eşkiya Arnavut Osman” der. Muhtar ihtiyar heyeti hemen oracıkta toplantı yaparlar. Toplantı sonrası muhtar bağırır: “Kazın bir çukur, gömün bu P….. gi buraya.” Çukur kazılırken, sarı bıyıklı, körüklü çizmeli Arnavut Osman’ın, çizmeleri, gocuk ve yeleği, üstünde ne varsa hepsi yağma edilir. Arnavut Osman don gömlek bırakılarak çukura atılır ve üstü toprakla kapatılır. Baş ve ayak taraflarına birer taş konur. Yıllarca öyle kalır. Ne zaman ki şose yol ihtiyaca cevap vermez ve genişletilmesi gerekir, makineler çalışır ve genişleyen yolda ne mezar kalır ne bir şey. Mezar kalmaz ama, “mezar yapıcılar” hazırdır. Bir gece, genişleyen yolun yine hemen yanına yine bir mezar hazırlanır. Baş ve ayak taraflarına konacak mezar taşları da Gömeç mezarlığından alınarak yerleştirilir. Amaç, Pelitköy çatısından İçmeler’e bir “kerteriz” oluşturmak. “Mezarın hemen yanından dönün” diyebilmek. Mezar, alelacele hazırlandığı için, yolun kenarına yapılırken kıbleye bile dikkat edilmemiş. Zaten içi boş olan mezarın yüzü kıble yerine denize bakar olmuş. Son olarak çift yol uygulaması sırasında biriketten sağlamlaştırılan mezarın zaman zaman yanındaki ağaçlara da çaput falan bağlayarak “yatır” imajını pekiştirmek istemişler. Son olarak bir adım daha atarak işi sağlama almaya kalkmışlar. Biriket mezarın üzerini taşlarla kaplamışlar. Baş tarafına bir delik açarak, “mum yakılacak bölüm” oluşturmuşlar.

- Bu sayfayı yazdır

Eklenme :
Son Değişiklik: 2015-08-09
Yayınlayan : Tuncay Özata

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazar hakkında

Tuncay Özata