Milano Gezi Rehberi

Sevda Serbest tarafından yazıldı

Milano, İtalya’nın moda ve tasarım başkenti. Bu güzel İtalyan şehrine Milano Design Week döneminde gitmek ise bu şehir için en uygun zamanlamalardan biri oldu benim için. Sezar, Napolyon, Austro-Hungarians ve Mussolini tarafından yönetilmiş olan Milano, çok eski ve büyüleyici bir kültürel tarihe sahip. Milano için 1 gün yeter diyenlere sakın inanmayın ve bu şehir için en az 4 gününüzü ayırın derim. Milano Gezi Rehberi ile Leonardo da Vinci ile sanatın izinde, Stefano Boeri ille sürdürülebilir mimarinin peşinden koşturacağınız dopdolu günler bekliyor sizi. Şıklık yarışında dünyada birinciliği kimseye kaptırmayan Milanolularla yarışmaya da hazır olmanızı öneriyorum.

Milano’ya gelmeden önce bu şehir ile ilgili bir ön yargımdan bahsetmek istiyorum. Nedense İtalyan şehirlerini çok sevmeme rağmen çok heyecanlanmamış ve Milano’da gezilecek, görülecek pek bir şey olmadığını düşünmüştüm. Kocaman bir yanılgı ile ve büyük bir hayranlık ile dolaştım tüm Milano sokaklarını. Diğer İtalya şehirlerinden farkını, benzerliklerini ve sıcaklığını, kuzey ülkelerine has düzenini fark edip, bir kez daha ön yargıların nasıl da bizi etkilediğini düşündüm. Böyle bir kaç şehir daha var aklımda Euro 10 TL olmaz ise mutlaka görüp, ön yargılarımdan sıyrılacağım. Hazırsanız 4 günlük Milano gezi rehberine başlıyoruz. Milano’ya 1 saat uzaklıktaki Stressa gezisini ve Milano Yeme İçme mevzusunu ise ayrıca yazacağım.

Milano Gezi Rehberi

Milano’ya Ne Zaman Gitmeli, Milano’da Hava Nasıl?

Milano’ya gitmenin en güzel zamanı her yıl düzenlenen tasarım fuarı Milano Design Week dönemi diyebilirim. (Festivali sayfanın aşağılarına yazdım) Milano sokaklarına çok yakışan tasarım ruhunu, Milano’nun sanat ve tarihi ile birlikte yakalamak çok heyecan verici oluyor. Eğer meraklısıysanız Milano, her yıl dünyanın en büyük mobilya fuarı olan Salone del Mobile‘a ve yine ne büyük moda fuarlarından biri olan Milano Moda Haftası‘na ev sahipliği yapıyor. Milan ve Turin şehrinin ortak festivali olan uluslararası müzik festivali MITO SettembreMusica ise Eylül ayı içerisinde düzenleniyor. Bu yıl ekim ayında düzenlenecek olan şarap ve peynir festivali Milano Galose de Milano’ya gelmek için başlı başına bir neden.

İtalya’nın balayı kasabası Sirmione yazısı için tıklayınız!

Milano kuzeyde yer aldığı için hava şartları da buraya geliş dönemi için önemli. En güzeli her zamanki gibi Avrupa’da bir şehri bahar aylarında ziyaret etmek. Ben Nisan ayında gitmiştim. Hem güneşin tadını hem de arada atıştıran yağmuru hissettim. Sokaklar yürümek için ne çok sıcak ne da çok soğuktu. Genel olarak Milano’da sıcaklık yaz aylarında 25°C, kış mevsiminde 4°C, bahar sezonlarında ise 14°C oluyor. En sıcak sıcak temmuz, en soğuk ise ocak ayı olurmuş.

Siena yazısı da burada!

Milano’ya Gitmek İçin Hangi Havalimanı?

Milano’da 3 tane havalimanı bulunuyor; Malpensa Havalimanı (IATA: MXP, ICAO: LIMC), Linate Havalimanı (IATA: LIN, ICAO: LIML) ve Bergamo Havalimanı (IATA: BGY, ICAO: LIME).
Milano’ya Pegasus ile gidecekseniz yüksek ihtimalle bu uçağınızın Bergamo Havalimanı’na ineceği anlamına geliyor. Bilet fiyatları daha uygun oluyor 45 Km mesafe uzaklıkta kalıyor. Gelmişken Bergamo’yu gezmek de yanınıza kar kalıyor.

Alp dağları manzaralarıyla bi hayli yoğun bir havalimanı olan Malpensa ise Milano merkeze hiç de yakın bir havalimanı değil. Biz Uber çağıralım daha uyguna gelir dedik ama 140 Euro gibi bir fiyat ile karşılaştık. Acelemiz olduğu için taksi kullandık ve tam 95 € ödedik. :( terminal 1’den tren, shuttle ve taksi gibi seçenekler de var tabii. 7 duraklık bir tren yolu ile rahatlıkla şehir merkezine ulaşmak mümkün. Cadorna FN, Stazione Centrale ve Porta Garibaldi metro duraklarına giden metro 7 Euro’ya şehrin merkezine ulaştırıyor sizi. Malpensa Express Her 20 dakikada bir kalkan 8 Euro’ya otobüse de binebilirsiniz.Gitmeden önce Malpensa Havalimanı’a ait mobil uygulamasını da indirip bilgi alabilirsiniz.

Milano Şehir İçi Ulaşım

Milano’da şehir içi ulaşım için metro, tramvay ve otobüsleri kullanabilirsiniz. Genellikle Doumo etrafını zaten yürüyerek gezebileceksiniz. Diğer semtler için ise metro bence yeterli ulaşım aracı. Tramvay ise kesinlikle nostaljik bir şehir gezintisi için ideal. Bununla ilgili şehirde bazı turlar bile oluyor. (Yazının ilerleyen kısımlarında olacak)

90 dakika aktarma yapabildiğiniz tek yönlük bir bilet 1.50 Euro. 24 saatlik sınırsız bilet ise 4.50 Euro. Ayrıca 8.50 ‘ye 48 saatilik ve 11.30 Euor’ya da bir haftalık bilet kartı satın alabilirsiniz. Biletler self servis şeklindeki makinelerden, gazete bayilerinden ve Duomo, Centrale, Cadorna, Loreto, Romolo ve Garibaldi istasyonlarında bulunan ATM Point servis merkezlerinden satın alabilirsiniz.
Milan’ın dört metro hattı var. Her birinin farklı bir rengi ve numarası var; Hatlar arası transferler Cadorna, Centrale, Duomo, Loreto, Porta Garibaldi ve Zara duraklarında yapılabilir. Metrolar sabah 6’dan gece 01’e kadar çalışıyor.

Milano Metro Haritası

İnanmayacaksınız ama tam zamanında gelen 80 tane çevre dostu otobüsü de kullanabilirsiniz. Tarihi bölge için 94 no’lu otobüs ideal. Tramvaylar ise Milano’nun simgesi ve cidden çok nostaljik bir seyir sunuyor. 2, 4, 14 ve 16 tramvaylar, hepsi Piazza Duomo’dan geçiyor. Sarı, yeşil ve turuncu tramvaylar gece geç saatlere kadar hizmet veriyor.

Milano’ya gelmişken İtalya’nın kuzey mücevherlerini trenle keşfetmek isterseniz Stazione Centrale’e metro ile ulaşabilirsiniz. Maggiore ve Como göllerine, Pavia, Bergamo, Venedik ve Verona gibi şehirlere bu tarihi ve başlı başına gezilmesi görülmesi gereken istasyondan kalkan trenler ile gidebilirsiniz.

Milano bisikletle keşfetmek için şahane bir şehir. Bisiklet kiralamak isterseniz pek çok bisiklet istasyonu bulabilirsiniz şehir merkezinde. Bike Me’yi her sokakta göreceksin. Mobil uygulama üzerinden, web sitesi ya da ATP üzerinden haftalık ve aylık kayıt yapabilirsin.İlk 30 dakikası da bedava. Detaylar şurada!

Milano’da Konaklama

Milano’da konaklama kısmında dikkat etmeniz gereken nokta Milano gezilecek yerlere yakın mesafedeki mahallelerde konaklamak. Önceliğiniz bu olsun ama elbette bu bölgeler Milano’nun da en pahalı bölgeleri. Konaklama bütçeniz düşükse bu bölgelerin dışına taşmaktan da çekinmeyin. Nasıl olsa müthiş bir ulaşım ağı sizi bekliyor olacak. “Milano’da nerede kalınır?” sorusuna verebileceğim cevap Navigli, Bergamo, Centro Storico, Brera ve Duomo Di Milano bölgeleri olacak. Ortalama otel fiyatları ise 50-170 Euro arasında değişiyor. Bergamo, Milano’da uygun fiyatlı konaklama bulamayanlar için iyi bir tercih olabilir. Nasıl olsa akşam ve sabah 45 dakikalık bir tren ile şehir değiştirmek de mümkün.

Palazzo Delle Stelline

Milano’da önerebileceğim iki otel var. İlki Leonardo’nun ünlü freskini de görebileceğiniz Santa Maria delle Grazie Kilisesi’nin yanındaki Palazzo Delle Stelline. Doumo’ya 10 dakikalık mesafedeki otelin minik balkonlarına, kahvaltılarına ve 15. yüzyıldan kalma bir manastır olması nedeniyle mimarisi ve güzel bahçesine bayıldım. Etrafında pek çok gezilecek görülecek nokta var. Nisan ayı için fiyatı oda başı 70 € idi. Diğer otel önerim Milano Stazione Centrale’nin hemen karşısındaki Starhotels Echo ise çevre dostu ve içerisinde Eataly restoranı olan şık bir otel. Özellikle Milano çevresini gezecekler için tren istasyonu Milano Stazione Centrale’ye yakın olmak isterseniz avantajlı olabilir.

Starhotels Echo

Milano Gezilecek Yerler

Duomo di Milano

Duomo meydanındaki dev yüz ölçümü ile kendisini görür görmez etkileniyoruz. 11.700 m² ‘lik alani ile Roma’daki Aziz Petrus Bazilikası, Londra’daki Aziz Paulus ve Sevilla katedrallerinden sonra Avrupa’nın dördüncü büyük katedrali olan Doumo di Milano, 1386’da inşa edilmeye başlanmış ancak 500 yılda tamamlanabilmiş. Şehrin sembolü olan bu dev katedral gerçekten Milano’nun sembolü olmayı hak ediyor. Dev meydanın ortasında tüm gotikliği ile meydana sık sık gelip kendisini izlettiriyor. Neredeyse her gün kendisini ziyaret etmişliğimiz oldu:)

Katedralin içinde devasa bir kubbe, üst taraflarında heykellerin yer aldığı etkileyici sütunlar, sanat eserleri, resimler ve etkileyici vitraylar var. Katedralin içindeki bronz kapıya dokunmanın iyi şans getirdiğine inanılıyor. Bu tip şeylere inanıyorsanız unutmayın:) Kilise girişi 3 €, içindeki müze giriş ise 7 €. Asansör ile terasına çıkmak (ben çıkmadım ama büyüleyici detaylar varmış ) 13 €. yürüyerek çıkarım derseniz 9 € gibi seç beğen al fiyatlar var. Biraz fiyat konusunda ipin ucunu kaçırmışlar gibi. Ayrıca meydanın etrafındaki tüm kafe, restoran ve barlardan Doumo’yu seyretmek ve fotoğraflamak da apayrı bir keyif.

Galleria Vittorio Emanuele II

Hemen Doumo Kathedrali’nin sağ tarafında kalan Galleria Vittorio Emanuele II de en az Doumo kadar sık sık Doumo meydanından geçmenize neden olacak güzellikte. 1877’de inşa edilen bu pasaj dünyanın ilk alışveriş merkezlerinden biri sayılıyor. İsmini, adına inşa edildiği Kral II. Victor Emmanuel’den alan Galleria Vittorio Emanuele II’ye girdiğinizde her bir köşesini , sağını solunu tepesini izlerken başınızı döndürebilir. 24 saat açık olduğu için sabah, öğlen akşam ve gece ışığında ayır ayrı gezmenin tadını çıkarın derim. Pasajın tam ortasındaki boğa mozaiği üzerinde topuğunuzu 3 kez çevirip tüm yılın size şans getirmesini bekleyin:)

Pasaj içerisinde Prada’nın en eski mağazasının yanı sıra Versace, Louis Vuitton, Gucci, Armani, Borsalino, Luisa Spagnoli, Bric, Tod, Swarovski, Stefanel ve Massimo Dutti gibi lüks markaların mağazalarını görmek mümkün. Ayrıca pasajın üst katlarında çok şık restoran bulunuyor. 1867 yılında kraliyet şefi Paolo Biffi tarafından kurulan Biffi Caffè oldukça ikonik bir seçim olabilir. Savini restoranı ve Camparino barı da pasajın meşhurlarından. Yine İtalyan opera sanatçısı Pavarotti’nin müzesi ve Doumo meydanına bakan restoranı da pasaj içinde yer alıyor. Aperativo zamanında normal vakitlere göre daha uygun fiyatlara bir şeyler yiyip içebilirsiniz.

La Scala

Galleria Vittorio Emanuele II’nin arkasındaki Scala meydanında dünyanın en ünlü opera binalarından biri La Scala karşılıyor sizi. Dışarıdan öyle ihtişamlı durmasa da içi muazzam. Bu nedenle Milano’ya gelmeden önce bir akşam opera ya da bir konser için bilet almanızı tavsiye ederim. La Scala güncel bilet ve etkinlik programına buradan bakabilirsiniz.

La Scala’nın hikayesi ise epey ilginç. Milano’nun tek opera binası 1776 yılında bir yangın sonucu tahrip olunca, yeni bir bina yapılmasına karar verilmiş. Opera binasını Santa Maria della Scala Kilisesi arazisine yapmaya karar vermişler. Kiliseye bir saygı göstergesi olarak da, yeni opera binasına La Scala adı verilmiş. 3 Ağustos 1778’de Antonio Salieri’nin “Europa riconosciuta” operası ile açılışını yapan La Scala, 200 yıldır İtalya’nın ve dünyanın en büyük opera sanatçılarına ev sahipliği yapıyor. Eğer bilet bulamazsanız ya da vaktiniz olmazsa da müzeyi hafta içi 5 €’ya gezebilirsiniz.

Gallerie d’Italia

La Scala’nın solundaki bu bina eski bir banka binası. Banca Commerciale Italiana’nın ofisleri olan bu tarihi bina şu anda Intesa Sanpaolo banka grubunun sergi salonu olarak kullanılıyor. 2012’de açılan Gallerie d’Italia 20’nci yüzyıl sanatına ayrılmış. Emilio Vedova, Lucio Fontana gibi ressamların eserlerini görmek mümkün. Aynı zamanda Antonio Canova’nın güzelim rölyefleri, Giorgio Belloni’nin rüya gibi resimleri da görebileceğiniz eserler arasında. Giriş ücretsiz.

Piazza Mercanti

Bir anda Ortaçağ’a ışınlanacağınız bir cadde burası. Doumo’ya da çok yakın. Piazza Mercanti Ortaçağ zamanı boyunca kentin ticaret merkezi ve hükumet merkezi olmuş. Burası sayısız görkemli tarihi binalarla dolu. Duke Matteo Visconti’nin emriyle inşa edilen Loggia degli Osii binasının siyah mermer döşemeleri hala bile çok güzel. 15. yy’da yerel kayıt merkezi olan Panigorala binası ise tüm gotikliği ile göz kırpar size. Yürüdükçe karşınıza 17. yüzyıldan kalma bir Paris Komün Kulesi ile karşılaşacaksınız. Binanın çatısında St. Ambrose heykeli var.

Tramvay ile şehri gez!

Milano’yu keşfetmenin en güzel yolu bu sarı tramvayları takip etmek. Elinize bir tramvay haritası alın ve şehri tıngır tıngır gezin. Hatta 3 ay önceden rezervasyon ile ATmosfera isimli tramvayda şık bir yemek yemek de mümkün. ATMosfera saat tam 20:00’de Piazza Castello’dan kalkıyor. Fiyat ise içecekler de dahil kişi başı 70€ ‘dan başlıyor.

Brera Bölgesi

Burası Milano’nun en canlı sokaklarının olduğu bölge. Eski Milano olan Brera Bölgesi parke taşlı sokakları ile yan yana sıralanmış restoranları, kafe ve barları ile cezbedici bir semt. Biraz kalabalık olduğunu da itiraf edeyim.  Pek çok tasarım dükkan, gurme restoranları ile şehrin kalbinin attığı bir bölge.

Navigli Bölgesi

Navigli  (Navilyi diye okunuyor ) İtalyanca kanallar demek. Leonardo Da Vinci tarafından ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla açılan bu iki kanal bugün hala kullanımda. Ayrıca Milano’nun en canlı semtlerinden de biri.  Navigli bölgesine eğer kısıtlı vaktiniz varsa ve bir kez gidecekseniz akşam gitmenizi öneriyorum. Nasıl güzel, capcanlı bir mahalle…

Turistler, yerel halk, gençler gecenin geç saatlerine kadar sokaklarda, kanal kenarlarında ve restoran- barlarda. Diğer İtalyan şehirlerine göre gece burada baya uzun…Aperetivo vakti için de en güzel yerlerden biri bu bölge. Milano’da akşam 19:00’dan sonra Aperitivo (Happy Hours) başlıyor. Aperitivo sunan bir restoranda oturup bir içki alarak (sadece içecek parasını ödeyerek) tüm atıştırmalıklardan yiyebiliyorsunuz.  Navigli en zengin büfelere en uygun fiyatlarla ulaşabileceğiniz bir nokta aynı zamanda. Navigli Grande’nin sonunda bulunan  Mercato di Milano eski bir fabrikanın yerine kurulmuş açık havada “’street food”’ konsepti ile oldukça popüler.

Sforzesco Kalesi (Castello Sforzesco)

Sforzesco Kalesi’ne gitmek için Cairoli Castello metro durağında inmeniz yeterli. Scala meydanından yürümek isterseniz de opera binasının arkasından 13 dakikalık bir yürüyüş ile ulaşmanız mümkün. Sforza ailesinin ilk Milano dükü olan Francesco Sforza tarafından 15 yüzyılda yaptırılmış. Visconti hanedanı tarafından genişletilerek, zamanında Avrupa’nın en büyük kalesi haline gelmiş Şimdilerde Antik Çağ, Rönesans ve 17 yüzyıla ait eserlerin sergilendiği bir müze.

İçeriye giriş ücretsiz ama bazı müzelerin ücretli olduğunu belirteyim. Kalede Mantegna, Giovanni Bellini, Filippino Lippi gibi sanatçıların eserlerin yanı sıra Michelangelo’nun başlayıp bitiremediği son heykeli “Rondanini Pietàsı”‘nı da görmek mümkün. (5 €) Ayrıca kalenin en önemli odalarından biri olan “Sala della Asse” de, Leonardo da Vinci’nin duvar süslemeleri de görülmeye değer.Müze içinde fotoğraf çekek kesinlikle yasak.

Sempione Parkı

Sforzesco kalesinden çıkar çıkmaz Sempione parkın içinde bulacaksınız kendinizi. 1890 ve 1893 yılları arasında bir İngiliz Peyzaj parkı olarak kurulmuş. İçerisinde pek çok bitki ve ağaç türü görmek mümkün. 47 hektarlık park çok sayıda kuş türüne de ev sahipliği yapıyor.

Parkın içinde piknik ve yürüyüş yapmanın yanı sıra İtalyan avangard mimarisinin en güzel örneklerinden La Triennale binasını, 1906’da Expo Fuarı için inşa edilen akvaryum Acquario Civico Milano’yu, 1806’da Napolyon’un huzurunda açılmış olan amfitiyatro Arena Civica ve Napolyon’un zaferlerini anmak için 1807 yılında inşa edilen zafer kemeri Arco della Pace’si görebilirsiniz.

Santa Maria delle Grazie

İlk otelimiz hemen Santa Maria delle Grazie’nın karşısında olunca sabahın köründe pazar ayinine katılma şansını da yakaladım. İçeride kesinlikle fotoğraf ve video yasak ama ben azıcık çektim. Onu youtube kanalıma ekleyeceğim. Öncelikle eğer bu kilisedeki Leonardo Da Vinici’nin ”Son Akşam Yemeği” freskin görecekseniz (ki görmeniz lazım) seyahat planınızı önceden yaptıysanız mutlaka internet üzerinden bu fresk için bilet alın.

Ben maalesef çok yakın bi planlama ile Milano’ya gittiğim için internette biletleri tükenmişti. Kilise civarında karaborsada 90 Euro’ya kadar çıkan fiyatlar vardı. Erken almanız durumunda 12-27 € gibi fiyatlara bilet bulmak mümkün. Buradan biletlere bakabilirsiniz. Dünyanın en meşhur fresklerinden biri olan ”Last Supper”, Leonardo da Vinci’nin 15. yüzyılın sonlarında kilisenin yemekhanesine yapmış olduğu bir eser. Eserin dışında gotik ve Rönesans mimarisindeki kiliseyi gezmenizi eğer günlerden pazar ise sabah ayinine katılmanızı tavsiye ederim.

Pinacoteca di Brera

Brera semtinde yer alan Pinacoteca di Brera, Rönesans sanatının önemli eserlerini görebileceğiniz bir sanat galerisi. Bu görkemli bina zamanında kütüphane, astronomik ve botanik çalışmalar yapılan bir merkezmiş. 1776 yılında ise sanat akademisi olmuş. 15-17. yy. arası ünlü İtalyan ressamlarının eserleri burada sergileniyor. Rafael’in Marriage of a Virgin’i, Rubens’in Cenacolo’su ve Hayez’in The Kiss talblo görebileceğiniz eserler arasında. Giriş 11 €. Pazar günleri kapalı ama perşembe gece 22:30’a kadar açık. Pinacoteca di Brera’da, aynı zamanda süreli konsept sergiler düzenleniyor.

Isola bölgesini keşfet!

Son 20 yılda parlayan  Isola, Milano’nun fabrika işçilerinin ikamet ettiği bir bölge. Adından da anlaşılacağı gibi, Isola şehirden izole edilmiş biraz. Bölgenin uzaklığı özellikle tasarımcıların, sokak sanatçılarının ve alternatif akımların istilasına uğramış gibi. Isola bölgesinde Leonardo Da Vinci ve Donato Bramante ‘in eseri olan bir rönesans kilisesi Santa Maria della Fontana’yı görebilirsiniz. Sokak sanatını görmek için en iyi caddeler ise Via Carmagnola ve Angella della Pergola. Bölgede pek çok vintage dükkan, tasarım dükkanları ve kafeler var. Isola bölgesinde ayrıca Milano’nun tasarım binaları da var. Milano’nun en ünlü mimar ve şehir planlayıcısı Stefano Boeri imzalı Bosco Verticale’yi mutlaka görün. Sürdürülebilir bina çeşitleri Milano’da hızla artan yeni bir akım.

Milano’da Alışveriş

Alışveriş, Milano’ya gelme sebeplerinin başında geliyor. Özellikle Monte Napoleone , Della Spiga, Manzoni, Corso Buenos Aires ve Central Station Area Milano’da alışveriş yapmak isteyenlerle dolu. Eğer ikinci el dükkanları seviyorsanız merkezdeki Madam Pauline, Vintage Delirium by Franco Jaccassi, Humana Vintage gibi mağazalara bakabilirsiniz. Elbette fiyatların uygun olmadığını da belirteyim. Ocak – Şubat ve Temmuz – Eylül aylarında Milano’da indirimleri kovalamak için güzel aylar.

Eğer benim çok vaktim var ve bir şeyler almadan dönemem ama ucuz da olsun diyorsanız Milano’daki outlet’lere gidebilirsiniz. Serravalle Scrivia Avrupa’nın en eski outletlerinden biri. Yine 90 daika mesafedeki Fox Town ve Bergamo’ya yakın Orio center da nispeten markaların uygun fiyatları ürünlerini bulmak mümkün.

Bit pazarı sevenleri de unutmadım. (ben:) Navigli bölgesine yakın olan Fiera di Sinigaglia’da DVD’den, eski objelere, el yapımı takılardan, kıyafetlere pek çok şey satın alabilirsiniz. 1800’lerden beri kurulan bu pazarda sokak lezzetlerini de tatmak mümkün. Tasarım dükkanlarsa favoriniz sizi Wundermrkt ve East Market Milano ‘ya alalım. Yeme içme anlamında da güzel işler çıkarıyorlar.

Eğer gurme yiyeceklere aklınız gidiyorsa benim gibi o zaman hemen Esselunga ve NaturaSì dükkanlarını bulacaksınız. Ama daha da üst düzey gurme lezzetler satın alıp eve getirmek niyetindeyseniz Via Spadari’deki Peck’ten peynirler, zeytinyağları, makarnalar,Galleria del Corso’daki Eat’s Italia Srl’dan el yapımı biralar, reçeller, zeytinyağları ve şarap alabilirsiniz. Turşu, zeytinyağı, sirke ve güzel çayların yanı sıra şeker, çikolata ve bisküvi gibi ürünler için Gaboardipoglian’a uğramayı unutmayın.

Milano’dan Ne Alınır?

Elbette paranız cüzdandan taşıyorsa dünyaca ünlü İtalyan moda markları Versace, Moschino, Fendi, Armani, D&G, Prada’nın pek çok mağazasına koşabilirsiniz. Ama taşan bir para yoksa sizi şöyle bi nefes almaya alalım:) Piazza del Liberty’deki Ferrari standlarında Ferrari şapkası ya da bir minik maket arabasını alabilirsiniz. Kadınlar için bence en güzeli bir Milano markası olan Kiko’nun makyaj ürünleri olabilir.

Burada özelikle Noel’de yapılan Panettonekesi ise kek severleri aşırı sevindirebilir. Kahve severseniz Doumo’nun karşısında içinden çıkmak istemeyeceğiniz mağazası ile Bialetti ‘den bir mocha Pod da alabilirsiniz. Elbette İtalya’dan alabileceğiniz her türlü şeyi Milano’dan da alınabilir. Makarnalar, şaraplar, parmesanlar gibi.

Milano Tasarım Haftası 2018- Milano Design Week 2018

Bu yıl 17-22 Nisan’da 57.’si düzenlenen, tasarım dünyasının en prestijli etkinliklerinden Milano Tasarım Haftası 2018 boyunca hem Salone Del Mobile hem de Fuorisalone’de 165 ülkeden yaklaşık 2000 katılımcının ürünleri tanıtıldı. Özellikle Brera Design District’te çoğu açık havada düzenlenen etkinliklere katıldım. Tasarım haftası boyunca bir şehri gezmek o kadar keyifli ki…Seyahatinizi mutlaka tasarım ya da moda fuarı dönemine denk getirmenizi tavsiye ederim.

Pek çok tarihi mekânda, eski sanayi alanlarında, normalde halka kapalı gizli avlularda, esnaf atölyelerinde, showroom ve galerilerde buluyorsunuz kendinizi. En çok beğendiklerim arasında ise zamansız ve minimalist tasarımlarıyla Grohe’nin suya âşık banyo ve mutfak armatür serisi Atrio, Botanik bahçesi Orto Botanico di Brera’da sürdürülebilir kentler ve akıllı evler enstalasyonu House in Motion ve Gallerie d’Italia’nın bahçesinde, Luca Trazzi’nin yaratıcı ışık enstalasyonu olan “Dandelion” var.

print
Takip et

Sevda Serbest

Bir garip gezenti, fotoğrafkolik, gurme yamağı, sanat aşığı, kedi annesi, modern deli....
Takip et

Yazar hakkında

Sevda Serbest

Bir garip gezenti, fotoğrafkolik, gurme yamağı, sanat aşığı, kedi annesi, modern deli….

Yorum yaz