Kilyos’ta Bir İtalyan Restoranı: Brio Italian

tarafından yazıldı

Karmaşık ve bir hayli stresli şu son günlerde, zevklerimize zaman ayırmanın lüks olduğu fikri yerleşti zihinlerimize. Haber kanallarını izlerken, sokakta endişe ile yürürken yada sosyal medyada gezinirken kötü bir haber alma korkusu içindeydik bir süre, üzgündük. Ve tamda bu sebeplerden dolayı bir süredir kendimizi ihmal ettiğimizi fark ettik. Ve İstanbul’daki İtalyan Restoranları keşfetmeye karar verdik. Aslında niyetim, gittiğim restaurantların hepsini tanıtacak detaylı bir yazı hazırlamaktı lakin Brio Italian’a gidene kadar… Kendilerinin de söylediği gibi ‘’şehrin stresini attığınız’’ Kilyos’taki bu Restaurant beni fazlasıyla arındırdı, ve sadece onu tanıtacak bir yazı hazırlamak istedim.

Brio Italian, İngiltere’nin önde gelen başarılı İtalyan restoran zincirlerinden birisi ve Hakan  Kaptan’ın girişimiyle İstanbul’da da açıldı. Dış bahçe girişinde sizi ayaklı mangal içinde yanan  odunlar karşılıyor. Ahşap masaların yanına dizilen ahşap sandalyeler ve üzerine atılan krem  rengi peluş postlar ortamı sıcak gösteriyor. İç mekan ise aydınlatması, tuğla örgü duvarları,  şarap rafları, büyük şöminesi, piyano köşesi ve İtalyanca – İspanyolca müzikleri ile uyum  içerisinde. Garsonlar oldukça kibar ve ilgili. Masaya ilk oturduğumda, not tutacağı ile masaya  bırakılmış yazı dikkatimi çekiyor. ’’We share leftover food with the beloved street animals. Pls,  Kindly refrain from leaving toothpicks on your plate. Much Appreciated…’’. Yani artık yemekleri  sokak hayvanlarına verebilmek için kibarca tabağınıza kürdan yada başka bir çöp atmamanızı  rica ediyorlar. Memnuniyetle! Gittiğimiz gün Hakan Bey’in Bali’de olmasından dolayı kendisiyle  tanışamadık. Öğrendik ki kendisi aynı zamanda Sörf tutkunuymuş ve yazın Suma Beach’te  Sörf eğitmenliği de yapıyormuş. Daha da heyecanlandık ve tam menüyü isteyecekken,  garsonlar menüyü önümüze getirdi.

 

 

      Başlangıç olarak gelen kırma yeşil zeytin , zeytin yağı ve  etli atıştırmalıkları tadınca, buraya gelmekle doğru bir tercih yaptığımızı anladık. Yemek  seçimlerine gelince; Ispanak, cherry domates ve acılı tavuklu makarna ‘’Casareccia Pollo Picante’’ ve İtalya’nın meşhur kapalı pizzalarından mantar, beşamel sos ve tavuklu ‘’Calzone Pollo Spinachi’’ siparişi verdik. Araç kullanacağımız için alkol almak istemedik ve yemeklerimizin yanına kola söyledik. Ancak Şarap Menüleri, günlük ve özel içim klasik Italyan şarapları ile tutkunları için mutluluk sebebi olabilir. Aslında yazımı sadece Brio Italian’a ayırmak istemem, makarna ve pizzamızı tatmamla başladı. Salatalarındaki taze sebzeler ve oranları iyi ayarlanmış. Kekikli zeytinyağı ve şaraplı sirke sunumuyla oldukça lezzetli. Makarnalar Italya’da olduğu gibi fazla haşlanmamış ve lezzeti mükemmeldi. İstanbul’da daha iyisini yemediğimi söyleyebilirim. Kapalı pizzada hamurun aromasını hissediyorsunuz, beşamel sosu hafif, tavuk ve mantarlar iyi pişirilmiş ve yedikçe gülümseten bir tat. Napoli’nin ünlü pizzacısı L’antica Pizzeria de Michele’e gidenleriniz elbette Türkiye’de yediği pizzaları orası ile karşılaştırıyordur. Ama buraya gelip pizzanızı yediğinizde buna ihtiyaç duymayacaksınız.

Yemekler böyle iddialı olunca bizde şefleri Onur Bey ile görüşmek istedik. Ve yanımıza gelmeleriyle sorularımızı sormaya başladık. 1.ci şefleri İngiltere’de yaşayan İtalyan aslı Stefan. İngiltere Brio’dan özel olarak transfer etmişler. Kısa sayılmayacak bir süre burada kalmış ve müşterilere hizmet verirken 2.ci şeflerini yetiştirmiş. Şimdi ise 2-3 ayda bir gelip yenilikler ekliyor ve İngiltere’ye geri dönüyormuş. Şarap, peynir ve bazı aromalar İtalya’dan ithal ediliyor, menüde de görüldüğü gibi domuz etli seçenekleri de tercih ediliyormuş. Restoran, Cumartesi akşamları bingo çekilişi yapılıyor; 1., 2., ve 3. olan müşterilere kokteyl vb. ikramlar veriliyormuş. Ayrıca yazın iç bahçelerinde açık hava sinema gösterimi de düzenleniyormuş. Müşteri profilinde yabancı misafirlerinin sayısı fazlaymış. Arka masamızda Fransız bir aile, yan masamızda ise İngiliz bir grubun olmasından bunu fark etmek zor olmuyor. Devamında ikram ettikleri ev yapımı portakal kabuklu- tarçınlı çellomuzu ve kahvelerimizi içiyoruz. Gitmek istemesekte, Pazartesi hazırlıklarından dolayı kalkmak üzere hesabı istiyoruz. Ellerimi yıkamak için lavaboya gittiğimde rafa sırayla rulo şeklinde koyulan havlulara uzanıyorum. Ve fark ediyorum ki; havlular tek kullanımlık. Yani aynı havluyu herkes kullanmıyor. Elinizi kuruluyor ve havlunuzu atıyorsunuz.

Sadelik ve detayın önemini hatırlıyor, ayda bir gelmeye karar veriyor ve yüksek enerjimizle mekandan ayrılıyoruz. Şehirden biraz uzaklaşmak, pozitif enerji dolmak ve İtalyan mutfağından bir akşam yemeği yemek istediğinizde gidin derim. Seveceğinize eminim. Gitmeden önce internetten rezervasyonunuzu yapmayı unutmayın.

Şimdiden afiyet olsun!

Chau!                        

print
Gülşah Yaman

Gülşah Yaman

Market Intelligence Analyst / gulsahyaman8@gmail.com
Gülşah Yaman

Eklenme :
Son Değişiklik: 2017-02-02
Yayınlayan : Gülşah Yaman

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazar hakkında

Gülşah Yaman

Market Intelligence Analyst / gulsahyaman8@gmail.com